26 Mayıs 2008 Pazartesi

4

Yine açtım...
Banka hesabımda küçük bir servet vardı ama ben açlıktan gebermek üzereydim.
Öğlen sonu yediğim 1 tabak makarna ile duruyordum, içerde papates vardı ve haşlamasını yapabilirdim sadece...
Niçin böyle davrandığımı bilmiyorum.Beslenmem gerekirken ben açlık çekip duruyordum.Bilincim yoktu.Akşama kadar mastürbasyon yapar, üstüne üstlük de birşey yemezdim.Alışkanlık haline gelmeye başlamıştı.
Hayatı benden daha iyi yaşamayı bilen birisine ihtiyacım vardı.Beni idare etmeli, ihmal ettiğimde merak etmeliydi.Var mıydı böyle biri bilmiyorum.Olsa da bana rastgelmezdi zaten.
Herneyse hala açtım.Dışarda heryer kapalıydı, açık olsa bile çıkmaya mecalim yoktu.
Hayattan gitgide soğuyordum...

3 Nisan 2008 Perşembe

Not - III

İşte yine yazıyordum.Ne zaman sıkılsam kendimi yazmaya veriyordum.Çalışmam gereken bir ders vardı ve notlar İngilizceydi.Lanet olsun Türkçe dersin notları neden İngilizce olur ki?Ben burada neredeyse canımı sıkarken o lanet olası herif mantık evliliğindeki karısını düzüyordu.Bu lanet olaylar böyle yürüyordu.Bu dünyadan çıkmak istiyordum.Tanrım sadece 1 kez çalışacağım, sonra bu lanet olası her şeyin adını dahi duymayacağım.

Kolamdan sıkı bir yudum daha aldım ve ne yapacağımı kestirmeye çalıştım.Bob Marley açtım ve son sigaramı da söndürdüm.İçmiyordum aslında, tek tük birkaç tane yakıyordum arada sırada.Hala münzeviydim.Canımı sıkıyordu arada ama kendimi başka şeylere veriyordum.İşte no women no cry.İşte Tanrım felsefe buydu.Derse dönüp dönmemeye karar vermeye çalıştım.Dönmedim.

Ekrana Heidi Klum’u koydum.Harika kıçı görünüyordu.Nefisti.Birgün böyle bir kadın elde edebilecek miyim diye düşündüm.Beni aşmaması lazımdı.Aşardı belki de.Bekleyip görecektim nasıl kadınlarla birlikte olacağımı.Büyüyordum çünkü.

Şimdi evlenmeyi bile düşünüyordum.Yalnız kalmaktan korkutmuşlardı beni.Her zaman düzülecek bir kadın bulunması işe yarardı ama bütün bir hayat sadece ona bağlanamazdı.Yine beklemek gerekli diye düşündüm.Bu sıralar düşünüyordum.

2 Nisan 2008 Çarşamba

Not - II

Sıkılıyordum.Artık vaktimin çoğunu kitaplar işgal ediyordu.Fazla arkadaşım yoktu.Fazla yakışıklı olduğumdan olabilirdi.Ya da bana öyle geliyordu.Kimileri çok yakışıklı buluyordu beni.Bense kimi zaman kendimden nefret ederdim şimdi olduğu gibi.Kimi zamansa dünyanın en iyisiydim.Ama şimdi kötü hissediyordum.Tanrım, benden bir bok olmazdı.Kendimi kandırıp duruyordum.Lanet olası sürüngen insanların hiçbiri umrumda değildi.Kilolarca boktan başka bir şey değillerdi.Tiksiniyordum onlardan.İstediğim tek şey harikulade bir kadın ve yalnızlıktı.Bana kimse karışmamalıydı.Hiçbir siyasi parti, hiçbir toplum üyesi değildim.Hiçbirinden tam olarak hissetmiyordum kendimi.Oysa herkes bir şeyler başarma peşindeydi.O gerizekalılara baktıkça acıyordum onlara, boşuna kendilerini heba ediyorlardı.

Siktir et dedim ben de, akılları yok onların, kendileri bilir.

Ara sıra yazıyordum, kimbilir belki de ilerde bir yazar olacaktım.Ama o zaman da istediklerim değişmezdi.Güzel kadınlar ve yalnızlık istiyordum hala.

Şu lanet olası içkilerden hiç içmemiştim ve içmek istiyordum.ama alkol günahtı ve ben de din mensubu olduğum için günahlara karşıydım.ama boktan yaşam başka türlü nasıl çekilebilirdi ki?Kimse beni dinlemezdi ve ben de kimseyi silkemezdim.Baya yakışıklı olmama rağmen sadece 1 kez kız arkadaşım olmuştu.Bende itici bir şeyler olduğunu düşünürdüm hep.Ama bulamazdım.Kızlar beni keserlerdi, ben de arada onlara bakardım ama hiçbiriyle yatamadım şimdiye kadar.Gerçek bir kadınla tanışmadan da ölmeye hiç niyetim yoktu.Yoksa bu adaletsizlik olurdu.

22 yaşıma girmiştim ve lanet olası sivilcelerle başım her zaman beladaydı.Bir türlü geçmiyordular orospu çocukları.Bu yüzden hiçbir zaman kendime güvenerek sokağa çıkamıyordum.Sürekli canımı sıkıyorlardı ve kızlarla olan ilişkilerimi de etkiliyorlardı.Ahh ne ilişki ama.Henüz bir bok olduğu da yoktu aslında.Ama olabilirdi, hissediyordum.Cesaretim yoktu.

Bu sivilcelerin ne zaman geçeceğini ise bilmiyordum.Belki de ölene kadar çıkacaklardı lanet olasıcalar.Görüntümden tiksinmeme yardımcı oluyorlardı.

Kitap okumayı sürdürüyordum.Elimdeki Bukowski’lerin hepsini bitirmiştim ve yenilerini almak için dışarı çıkmam lazımdı.Eriniyordum buna.Yarın çıkıp alabilirdim belki.Şimdi ise ne bok yiyeceğimi bilmiyordum.Saatlerce yazabilirdim.Hoşuma gidiyordu yazmak.Belki de uyuyacaktım.

Not - I

Telefonu kapattı.Kuzeniyle konuşuyordu yaklaşık 10 dakikadır.Öğretmendi kuzeni.Bir yere tayini çıkmıştı ve istemeyerek de olsa gidecekti.Biliyordu bunun ne demek olduğunu Rossi çoktandır.Kendisi bunu senelerdi yaşıyordu.Ama az kalmıştı.Bitecekti bütün ıstırabı.

Elindeki biradan bir yudum daha aldı ve sol elinde beklemekten ıslanmış olan krakerleri hızla ağzına götürdü ve çatır çutur midesine indirdi.İlaç zamanı gelmişti.Son 6 ilacı kalmıştı.Su bulamadı.Mutfağa gidip almaya da üşeniyordu.Tanrım, ne üşengeç birisi olmuştu son yıllarda.Elindeki kalan biradan birkaç yudum alarak ilacı bir çırpıda yuttu.Sanırım iyileşecekti.

Ne yapacağına karar veremiyordu.Kitap okumayı düşündü.Elindekini bitirmemişti henüz ama şimdi canı farklı bir şey okumak istiyordu.Yeni bir kitap almıştı dün – Ekmek Arası – ve okumak için gerçekten can atıyordu.Yazarı Charles Bukowski onu yeniden hayata bağlamıştı.Hayata nasıl bakması gerektiğini öğretmişti sanki.Bukowski, Rossi için çok farklıydı ve diğer yazarlardan apayrı bir yerdeydi.Vazgeçti, çıkarıp bir şeyler yazmaya başladı.

Yarın bahis için ilk gündü ve yıllardır hiçbirşey tutturamamıştı.Tanrım, bu ne boktan bir durumdu.Futbol onun için vazgeçilmezdi ama tek bir sefer bile bir kuponu tutmamıştı.Akşam televizyonda bahis yorumcularının mahalle kavgasını aratmayan programı vardı.1 şişe daha birası kalmıştı.Akşam programı izlerken içecekti onu, yoksa çekilmezdi.Kendi başına tahmin yapamadığını artık kestirdiği için yardım alıyordu televizyondan.Bu sefer tutmalıydı.

Bir müzik açtı.Yine düşüncelere daldı…