Telefonu kapattı.Kuzeniyle konuşuyordu yaklaşık 10 dakikadır.Öğretmendi kuzeni.Bir yere tayini çıkmıştı ve istemeyerek de olsa gidecekti.Biliyordu bunun ne demek olduğunu Rossi çoktandır.Kendisi bunu senelerdi yaşıyordu.Ama az kalmıştı.Bitecekti bütün ıstırabı.
Elindeki biradan bir yudum daha aldı ve sol elinde beklemekten ıslanmış olan krakerleri hızla ağzına götürdü ve çatır çutur midesine indirdi.İlaç zamanı gelmişti.Son 6 ilacı kalmıştı.Su bulamadı.Mutfağa gidip almaya da üşeniyordu.Tanrım, ne üşengeç birisi olmuştu son yıllarda.Elindeki kalan biradan birkaç yudum alarak ilacı bir çırpıda yuttu.Sanırım iyileşecekti.
Ne yapacağına karar veremiyordu.Kitap okumayı düşündü.Elindekini bitirmemişti henüz ama şimdi canı farklı bir şey okumak istiyordu.Yeni bir kitap almıştı dün – Ekmek Arası – ve okumak için gerçekten can atıyordu.Yazarı Charles Bukowski onu yeniden hayata bağlamıştı.Hayata nasıl bakması gerektiğini öğretmişti sanki.Bukowski, Rossi için çok farklıydı ve diğer yazarlardan apayrı bir yerdeydi.Vazgeçti, çıkarıp bir şeyler yazmaya başladı.
Yarın bahis için ilk gündü ve yıllardır hiçbirşey tutturamamıştı.Tanrım, bu ne boktan bir durumdu.Futbol onun için vazgeçilmezdi ama tek bir sefer bile bir kuponu tutmamıştı.Akşam televizyonda bahis yorumcularının mahalle kavgasını aratmayan programı vardı.1 şişe daha birası kalmıştı.Akşam programı izlerken içecekti onu, yoksa çekilmezdi.Kendi başına tahmin yapamadığını artık kestirdiği için yardım alıyordu televizyondan.Bu sefer tutmalıydı.
Bir müzik açtı.Yine düşüncelere daldı…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder